X-Lee...
Hey, Lee...
İyi misin?...
LEE!...
Mr.L'-N'oluyor?!
X-Şaka mı bu? Yetişmem gereken bir görev var. Kendini iyi hissettiğin zaman tekrar görüşebiliriz.
Mr.L' birdenbire herşeyi hatırlamıştı. Çok ilginç geliyordu çünkü kesin olarak hatırladığı en son Ölüm Tanrısı'ndan kaçtığı o zamandı. Sonraları sanki beynine zorla yerleştirilmiş anılar gibi geliyordu. Kendisini kurtaran adam ile dünyaya geri dönmüşler fakat ayrılmış ve onun kim olduğunu öğrenememişti. Cebinde bir kağıda yazılmış not buldu. "31 Aralık 2009 23:50 tarihinde İzmir'deki Adliye Sarayının 6 no.lu toplantı salonuna git." yazıyordu. Yaklaşık 2 buçuk sene gibi bir süre vardı. Bu süre içinde kendini fiziksel ve zihinsel olarak geliştirecek aktivitelerde bulundu. Yeni dostlar edindi, Miriana adında bir kadınla evlendi. Bir kız çocuğu oldu.
Sonunda zamanı gelmişti, heyecanlıydı. Aklıda karışıktı. Niye onun gibi birisi adliyede buluşmak istesin? Hem o adamın geleceği bile belli değildi. Hatta göreceği bir insan bile olmayabilirdi. Ama sıradan bir buluşma olmayacağı kesindi ve ne olursa olsun oraya gidecekti.
Feribot ile İzmir'e geldikten sonra bir taksiye binip adliyeye gitti. Saat 23:46 olmuştu, koşar adımlarla beyaz yapıdan içeri girerek 6 nolu buluşma salonuna ilerledi. Loş, sessiz koridorlar insanı ürpertecek cinstendi. Eski bir bina olduğu belliydi. Mimarisi muhteşemdi. Sonunda toplantı odasını buldu. Yavaşça kapı kolunu indirerek kapıyı açtı. Çok dikkatli davranıyordu, karşısına çıkabilecek tehlikeler olabilirdi. Oda karanlıktı ve hiçbirşey gözükmüyordu. Hislerine güvenerek içeri girdi, girdiği anda kapı hızla kapandı ve ışıklar açıldı.
Karşısında kürsüde oturmuş orta yaşlı bir bayan Mr.L'e bakıyordu. Boş bir koltuğu göstererek:
X-Bende sizi bekliyordum Bay Lee. Oturun lütfen.
Gösterilen yere oturdu. Tam merak ettiklerini soracakken esrarengiz kadın konuşmaya başladı.
X-Hoşgeldiniz Bay Lee. Kendimi tanıtayım, adım Tiffany Lloyd. İzmir Başyargıcı konumundayım. Hakkımda sadece bu kadarını öğrenebilirsiniz. Çağırılma sebebinizi biliyor musunuz?
Zindanda karşılaştığı o adam buraya gelmesini istemişti. Şimdi daha merak ediyordu. Bu adam hem dünya hemde ruhlar alemiyle bağlantısı olan birisiydi. Bu konuda çok fazla teori üretilebilirdi. Ama çok teori üretilen konular bulunması en zor türden olabiliyordu.
Mr.L'-Hayır, bilmiyorum. Sadece bana söyleneni yaptım ve buraya geldim. Benden ne istiyorsunuz?
Tiffany- Kim olduğunu biliyoruz L'. Burada özel ajan olarak görev yapmanı istiyoruz.
Mr.L'-Argh!
Tam bu sırada kendine gelmişti. Tiffany "kim olduğunu biliyoruz." derken ne demek istemişti. Gerçek kimliği ve görevini biliyor muydu? Bunu bilen başkalarıda mı vardı? Devamı gelecek bölümde...
3/04/2010
1/03/2010
Mr.L' 18
BLAM!
Saydam duvarın böyle bir gürültü çıkarabileceği tahmin edilemezdi.Hiç bir şey gözükmüyordu.Mr.L' şaşkınlığını atamamışken birisi omzuna dokunarak ona "Hadi, gidelim."dedi.
L' bu sesin ölüm tanrısına ait olmadığını hemen anladı.Fakat kimdi bu?...Bir erkek sesiydi.Ses tonundan 20-25 yaşları arasında olduğu anlaşılıyordu.
X- Hadi, fazla vaktimiz yok.
Mr.L paranoyak birisiydi.Bunun bir çok yararınıda gördü.Fakat her halükarda zarara uğrayacaktı.Bunu düşünerek elini tuttu ve koşmaya başladılar.Zifiri karanlık ve toz bulutunu birkaç adımda aştılar.Bunu fırsat bilen L' hemen elini tuttuğu adamı incelemeye başladı.
Adam uzun boylu, atletik yapılı biriydi.Üstündeyse fantastik öykülerdeki Azrail'in cübbesine benzer bir giysi vardı.Suratı gözükmüyordu.Koşarlarken "Artık elimi bırakabilirsin."dedi.Kendisini düşünmeye kaptırmış L' hala elini tuttuğunu hatırlamamıştı bile.
Mr.L-Üzgünüm...
X- Konuşma ve sakın arkana bakma.Ölüm meleği bizi hızla takip ediyor.Biraz bile yavaşlarsan yok olursun.
Yaklaşık 20-25 dakikadır koşuyorlardı.Fakat L' en ufak yorgunluk hissetmiyordu.Bunun sebebi dünyada olmaması mıydı?Bu iyi bir şeydi.Aksi halde aylardır hareket bile ettirmediği bedeni 5 dakika koşuya dahi dayanamazdı.Bundan başka hala takip edilip edilmediğini düşünüyordu.Arkasına bakmaması hayati önem taşısa da bunu yapmak istiyordu.
Ve hafifçe kafasını arkasına çevirdi.
.
.
.
Evet, artık takip edilmiyorlardı.Durdu ve cübbeli adama seslendi.
Mr.L'-Takip edilmiyoruz.Artık kaçmamıza gerek yok.
X-Ölüm meleğinin ne yapacağını bilemeyiz.Neredeyse tamamlandı.Sana bir mühür uygulayacağım.Gerçek dünyaya döndüğünde bu mühür bulunmanı engelleyecek.
Mr.L'-Peki ya sen?Bana yardım ettiğin için büyük bir ceza alacaksın.
X-Bende seninle geliyorum Richard.
Mr.L'-Richard mı?Sen-AAaAaAAaAaAaRRRGgGHHhh!!
Eliyle L'in göğsüne dokundu ve muazzam bir ışık bedenini kapladı.Bu sadece birkaç saniye sürdü.
Mr.L'-Sen...
X-Gidiyoruz.
Ölüm meleği birden yanlarında belirerek "GİDEMEZSİN!!!" diye haykırdı.
X-Çok geç.
Çoktan bu evrenden ayrılmışlardı bile.Gerçek dünya yepyeni maceralarla onları bekliyordu...
Saydam duvarın böyle bir gürültü çıkarabileceği tahmin edilemezdi.Hiç bir şey gözükmüyordu.Mr.L' şaşkınlığını atamamışken birisi omzuna dokunarak ona "Hadi, gidelim."dedi.
L' bu sesin ölüm tanrısına ait olmadığını hemen anladı.Fakat kimdi bu?...Bir erkek sesiydi.Ses tonundan 20-25 yaşları arasında olduğu anlaşılıyordu.
X- Hadi, fazla vaktimiz yok.
Mr.L paranoyak birisiydi.Bunun bir çok yararınıda gördü.Fakat her halükarda zarara uğrayacaktı.Bunu düşünerek elini tuttu ve koşmaya başladılar.Zifiri karanlık ve toz bulutunu birkaç adımda aştılar.Bunu fırsat bilen L' hemen elini tuttuğu adamı incelemeye başladı.
Adam uzun boylu, atletik yapılı biriydi.Üstündeyse fantastik öykülerdeki Azrail'in cübbesine benzer bir giysi vardı.Suratı gözükmüyordu.Koşarlarken "Artık elimi bırakabilirsin."dedi.Kendisini düşünmeye kaptırmış L' hala elini tuttuğunu hatırlamamıştı bile.
Mr.L-Üzgünüm...
X- Konuşma ve sakın arkana bakma.Ölüm meleği bizi hızla takip ediyor.Biraz bile yavaşlarsan yok olursun.
Yaklaşık 20-25 dakikadır koşuyorlardı.Fakat L' en ufak yorgunluk hissetmiyordu.Bunun sebebi dünyada olmaması mıydı?Bu iyi bir şeydi.Aksi halde aylardır hareket bile ettirmediği bedeni 5 dakika koşuya dahi dayanamazdı.Bundan başka hala takip edilip edilmediğini düşünüyordu.Arkasına bakmaması hayati önem taşısa da bunu yapmak istiyordu.
Ve hafifçe kafasını arkasına çevirdi.
.
.
.
Evet, artık takip edilmiyorlardı.Durdu ve cübbeli adama seslendi.
Mr.L'-Takip edilmiyoruz.Artık kaçmamıza gerek yok.
X-Ölüm meleğinin ne yapacağını bilemeyiz.Neredeyse tamamlandı.Sana bir mühür uygulayacağım.Gerçek dünyaya döndüğünde bu mühür bulunmanı engelleyecek.
Mr.L'-Peki ya sen?Bana yardım ettiğin için büyük bir ceza alacaksın.
X-Bende seninle geliyorum Richard.
Mr.L'-Richard mı?Sen-AAaAaAAaAaAaRRRGgGHHhh!!
Eliyle L'in göğsüne dokundu ve muazzam bir ışık bedenini kapladı.Bu sadece birkaç saniye sürdü.
Mr.L'-Sen...
X-Gidiyoruz.
Ölüm meleği birden yanlarında belirerek "GİDEMEZSİN!!!" diye haykırdı.
X-Çok geç.
Çoktan bu evrenden ayrılmışlardı bile.Gerçek dünya yepyeni maceralarla onları bekliyordu...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)